Eskişehir’de gerçekleşen 26Altı26 projesi kapsamında, benim de dahil olduğum 26 genç ile birlikte ilk buluşmamızı gerçekleştirdik. Bu ilk hafta, aslında sadece bir tanışma toplantısı değil; farklı disiplinlerden gelen zihinlerin ilk kez aynı masaya oturduğu, fikirlerin henüz kelimelere dökülmeden bile hissedildiği bir başlangıçtı.
Herkesin farklı bir hikâyesi, farklı bir üretim biçimi vardı. Kimimiz tasarım odaklı düşünüyordu, kimimiz teknolojiyle, kimimiz sanatla… Ama ortak bir nokta vardı: ortaya bir şey koyma isteği. Bu da ortamı sıradan bir tanışma etkinliğinden çıkarıp, potansiyel dolu bir üretim alanına dönüştürdü.
Programın yapısı da tam olarak bunu destekliyor. 10 haftaya yayılan bu süreçte fikirlerin yalnızca konuşulması değil, geliştirilmesi, test edilmesi ve en sonunda gerçek projelere dönüşmesi hedefleniyor. Yani bu sadece bir eğitim değil; fikirden ürüne giden yolun birebir deneyimlendiği bir süreç.
İlk buluşmada en dikkat çeken şeylerden biri, ortaya çıkabilecek projelerin çeşitliliğiydi. Daha ilk haftadan, bu grubun içinden güçlü işler çıkacağı hissi oldukça netti. Bu da motivasyonu ciddi anlamda yukarı çekiyor.
Bununla birlikte, 26Altı26’nın en güçlü taraflarından biri sadece proje üretimi değil. Aynı zamanda finansörlerle buluşma ve güçlü bir network oluşturma imkânı sunması. Günümüzde bir fikrin başarılı olabilmesi için yalnızca iyi olması yetmiyor; doğru insanlarla buluşması gerekiyor. Bu program da tam olarak bu köprüyü kurmayı hedefliyor.
İlk hafta itibariyle şunu net söyleyebilirim: Bu süreç, sadece bir proje geliştirme programı değil; aynı zamanda insanın kendi üretim biçimini, düşünme şeklini ve sınırlarını yeniden keşfettiği bir alan.
Henüz yolun başındayız. Ama bu başlangıç, ileride ortaya çıkacak işlerin ne kadar güçlü olabileceğine dair fazlasıyla ipucu veriyor.
Devamı gelecek.